Bloga dön
Kız Kulesi ve İstanbul manzarası

Görünenin Ötesi

Bazen insanın kendini ve dünyayı görebilmesi için görünenin ötesindeki niyete ve akıbete bakması gerekir.

Öyle her zaman gösteremem penceremdeki dünyayı. Böyle ara ara burada size dert yanarken izlersiniz manzaramı. Yoksa çok da hevesli değilim yazmaya bakma. Hem kime ne anlatayım ki ben? Herkes her şeyin farkında değil mi zaten? Sen mesela. Bilmiyor musun etrafında olup biteni? Görmüyor musun insanların hayallerine ulaşmak için çırpınışlarını? Her çırpınışlarında nasıl da kanatlarını geçiriyorlar kafana kafana... Fark etmiyor musun kendindeki değişimi? Sen de öyleleşiyorsun, hissetmiyor musun? Herkes öyleleşiyor. Herkes birbiri üstüne basmakla mümkün zannetmeye başladı başarıyı. Görmüyor musun? Görmüyor musunuz?

Uzun uzun yazmalı nereye gittiğini görmeyen insanın ahvalini. Uzun uzun yazmalı ki önce bir görsün körlüğünü. Kör olan nasıl mı görsün kendini? İnsan kendine gözleriyle bakmaz ki kör olduğunda göremesin. İnsan kendine kalbiyle bakar. Ne kadarsa kalbi, o kadar görür kendini. Ne kadar lazım gelse de bugün kötülüğü tasvire takatim yok. Biraz da ne yapmam gerektiğini tavsiye edeyim kendime...

Gözleri kör olan insanların gördüklerini sandığı şeylere inanma. Bir insan ne kadar kör ise o kadar emindir gördüğüne. Unutma!

Bakabildiğin kadar bakmaya çalış görünenin ardındakine. Asıl onu görmeye çalış. Görünenin ardında iki mühim şey vardır. Biri akıbet, diğeri niyet.

Karşına çıkan her şeyde, verilen her sözde, edilen kavgada, yapılan anlaşmada hatta söylenen yalanda bile ardındaki niyeti yakala. Neden bu oluyor, neden bu oldu, amaç nedir, niyet neydi diye sor kendine. Sonra akıbeti görmeye çalış. Ya şimdi ne olacak, bundan sonra ne değişir, bu olursa ne yaşarım, ne kaybederim, ne kazanırım diye sor kendine bir daha. Bu iki sorgulama gösterir sana görünenin ötesini. Ve ancak o zaman körlerden korursun kendini.

Hayat şakaya gelmez dostum. Hayat ertelemeye de gelmez. Mutluluk için yaşadığımız şu dünyada, mutsuz geçirdiğimiz her an çöpe atılan yemek gibi israftır, ziyandır. Bu yüzden ertelememek gerek. Kötü kalplerden kaçmak gerek. Seni üzen ve yoran her şeyden uzaklaşmak gerek.

Kısacası duymak gerek vaveylasını ruhun. İçine içine susmasına son vermek gerek.

Unutma! Ruhun her sözü bir nimet, bedenin lafları ise hezimet getirir.