HAKKIMDANisan 2026

Portre

Bir Hayatın Üç Perdesi

Moda'da bir sokakta başlayan merak; münazara kürsülerinden film setlerine, mahkeme salonlarından sanata ve oradan da dünyaya uzanan bir hikayeye dönüştü. Bu sayfa bir başarı hikayesi değil; arayan, düşünen, değişen ve yeniden başlayan bir adamın kendini inşasıdır.

Hukuk, sinema, gezi - üç Ediz
Hukuk. Sinema. Yolculuk. Aynı hikayenin üç ayrı dili.
Gelin Size Hikayemi Anlatayım;
Öyle bir geçer zaman ki…
Şair Latifi No: 90
Şair Latifi No: 90
Bölüm
1987

Adını Bir Şairden Alan Sokakta Büyümek

Şair Latifi Sokağı

Ediz çocukluk
1996

1987'de Kadıköy Moda'da, Şair Latifi Sokak No: 90'da doğdum. İsmini bir şairden alan o sokakta büyümüş olmak belki de kelimelere, hikâyelere ve anlatıya bu kadar yakın hissetmemin sebebiydi. Moda'da çok fazla park, bahçe yoktu; çocukluğumun büyük kısmı evde geçti. Dolayısıyla film izleyerek büyüdüm desem yeridir.

Dışarı çıktığımızda ise Kadıköy'ün o kendine has yapısı sayesinde sık sık set ortamlarına denk gelirdim. Evde izlediğim filmlerin aslında o gördüğüm setlerde çekildiğini fark ettiğim an, hayatımdaki ilk gerçek merakı keşfettim: “Sinema”.

Moda Koleji
Özel Moda Koleji — 1996

Eğitim hayatım Moda Koleji'nde başladı. O Moda sahilindeki kampüste sayısız anım var; hâlâ daha sık sık giderim, belki de yarım kalan bir şeylerdendir. Maddi sebeplerle kolejden ayrılıp, devlet okuluna geçince bir anda bambaşka bir dünyanın içine girdim.

Farklı sosyoekonomik çevreler, farklı hayatlar…

Bu geçiş karakterimi sertleştirmiştir muhakkak.

Çocuk Ediz
1997
Evde izlediğim filmlerin, sokakta gördüğüm setlerde çekildiğini fark ettim ve işte o an hayatımın ilk merakını keşfettim. “Sinema”
Bölüm
Gençlik

Baktım film işleri olmuyor, doğru askere..

Arayış

Gençlik

Habire Yahşi Lisesi yılları hem fiziksel hem zihinsel olarak zorlayıcıydı; eve çok uzak olan yollar, yoğun yaşanan ergenlik, mutsuz bir hayatın getirdiği arayış… Ama o dönemler beni ben yapan yıllardı.

Tabii aklım hep sinemadaydı. Setleri izlemek için kovulduğum günlerden, figüranlık yaparak o dünyanın içine girdiğim günlere geldim. O set ortamı benim için her şeydi; evde sıkıntı varmış, cebimde para yokmuş, hiçbirinin önemi kalmazdı. Saatlerce durup izlerdim kimin ne yaptığını.

Bir yandan da adaletsizliklere duyduğum hassasiyetle hukuk merakım vardı ama bir türlü imkân olmuyordu. Lise sonrası kısa bir süre film işleriyle uğraştıktan sonra yapamayınca askere gittim. Tokat, Erzincan, Sivas dağlarında geçen o dönem, gerçekten askerlik yaptığım, hayatın sert tarafıyla yüzleştiğim bir süreçti. Bir de uzun dönem olunca bitmek bilmedi. 460 gün boyunca dağlarda düşünmek için çok zamanım oldu.

Askerde geçen 460 gün düşünmek için çok zamanım oldu.
Münazara
İstanbul Üniversitesi
Bölüm
Münazara

Hayat bir münazaradır.

Değişim Dönemi

Sonra “ben artık okuyayım” dedim. Önce Namık Kemal Üniversitesi, ardından orada derece yapınca İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ne geçtim. Hayatımın kırılma noktalarından biri burasıdır. Münazara ile tanıştım. İlk konuşmamda heyecandan titreyip yerime oturan ben, kısa süre içinde bu alana kendimi adadım.

Münazara

Eğitimler, turnuvalar, şampiyonluklar derken iki yıl sonra Türkiye Üniversiteler Münazara Şampiyonası'nı düzenleyen kişi oldum. Türkiye Liseler Münazara Ligi'ni 5 yıl boyunca organize ettim ve jüri başkanlığını yaptım. Türkiye'nin her yerinde münazara okulları açıp bu disiplini sevdirmek için uğraştım. Binden fazla öğrenciye münazara eğitimleri verdim. Ve dünyanın en prestijli organizasyonu 25. Dünya Liseler Münazara Şampiyonası'nı (WSDC) Türkiye'ye getirdim. Siyasal Vakfı ile Enderun Münazaraları, Türkiye Özel Okullar Birliği ile Türkiye Münazara Ligi ve İstanbul Üniversitesi ile İstanbul Münazara turnuvaları gibi birçok organizasyona imza attım.

Keşan Münazara Okulu

Ama en değerlisi; 2011 yılında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde, kıymetli hocam Mehmet Ö. Alkan ile beraber, sağcı ve solcu arkadaşlarımızı aynı masada buluşturduğumuz münazaraydı. Yıllarca fikir ayrılıkları yüzünden çok canların yandığı ve büyük acıların yaşandığı bu üniversitede, farklı görüşlerin konuşarak bir araya gelmesini sağlamak benim için üniversiteme bıraktığım en anlamlı izdir. Ayrıca yine bu süreçte Türkiye'de bu alanda yazılmış ilk kitaplardan biri olan “Münazara ve Etkin Hitabet” kitabını yazdım. 5000 basılan kitap anında bitti.

Eğitmenler
Münazara ve Etkin Hitabet kitabı
Münazara ve Etkin Hitabet
Münazara

Münazara başarısı beni siyasete taşıdı. İstanbul 2. bölgeden bir milletvekilinin teklifi ile danışmanlığını üstlendim. Meclisi tanıdım, siyaseti yakından gördüm. Sonrasında siyasi iletişim alanında aktif olarak çalıştım; ancak hiçbir kişisel talebim olmadığı için kendi tercihimle siyasetle arama mesafe koydum. ‘Mesafe koydum’ dediğime de bakmayın — 15 Temmuz'dan sonra televizyona çıkıp da en sert konuşanlardan biri oldum.

2014 Elif'in Gelişi
2014 Elif'in Gelişi

2014 yılında kızımın doğumu hayatımda yeni bir dönemi başlattığı için o dönemde siyaseti düşünmedim. Ardından kurumsal hayata girdim. Satış, pazarlama ve yönetim alanlarında ilerledim; Sonitel Bilişim ve Vivenso Türkiye gibi sektörlerinde öncü firmalarda Genel Müdürlük yaptım. İş dünyasını yakından gördüm. Ama içimdeki arayış bitmedi.

Sonitel
SONİTEL Bilişim 2015
Vivenso
Vivenso Turkey — 2017

Bu arada malum Kadıköy çocuğu olduğumuzdan mütevellit, semt takımımız Fenerbahçe'mize Genel Kurul Üyesi oldum. Fenerbahçeli olmak, Kadıköylü olmak ve bilhassa Modalı olmak sanırım bu hayattaki en güzel aidiyetlerimden birkaçı.

Kadıköy İskelesi
Kadıköy
Fenerbahçe üyeliği
Fenerbahçe SK Genel Kurul Üyeliği
Moda İskelesi
Moda
Münazara bana konuşmayı değil, dinlemeyi öğretti.
Makedonya fındık bahçesi
Bölüm
İnziva

Makedonya'da üç yıl — doğayı ve insanı anlamak.

Gelişim Dönemi

Bir süre sonra gelen ilginç bir teklif ile Makedonya'ya gittim. Orada davranış bilimleri üzerine lisans eğitimi aldım ama asıl sebebim farklıydı.

Vadi & Co · Makedonya
VADİ & Co FARM TEAM

Vadi & Co. firması ile Ferrero iş birliğinde kurulan büyük bir fındık çiftliği projesine ortak oldum. Bir sene tarım ve özellikle fındık yetiştiriciliği üzerine eğitim aldım ve ardından Balkanların en büyük plantasyonlarından olan Vadi & Co Fındık çiftliğini kurdum. 10.000 metrekare alanda 3.000 adet Nocchione cinsi fındık ağacını, tek dal sistemi ile yerleştirerek sürdürülebilir tarım uygulamaları alanında çalışmalar yaptım. Bu süreçte üç yıl doğayla iç içe yaşadım. Aynı zamanda Ohrid'de yaşarken, modern tarım teknikleri eğitimi yanında davranış bilimleri programına girerek psikoloji eğitimi aldım.

Burada yaşadığım sürece Makedonya başta olmak üzere Arnavutluk, Saraybosna, Kosova ve Montenegro bölgelerini gezdim. Balkanların toprağını, insanını ve kültürünü yakından gördüm. Herkes ‘üç ayda döner’ demişti; üç yıl o topraklarda, kültürlerine karışarak yaşadım.

Bazen sıçramak için gerilemeniz gerekir.
Yıllar — 2007/2018
ELF Atölye — Sertifikalar
ELF Atölye
Bölüm
Hayallere Doğru

İlk senaryo, ilk yönetmenlik, ilk yapım — ödüller ve sinemaya ilk adım.

Başlıyoruz

ELF Method — Bağdat Caddesi
Bağdat Caddesi Çiftehavuzlar 2020

2020'de pandemiyle birlikte Türkiye'ye döndüm ve artık sinema yapmak istiyordum. Ancak sektör durmuştu. Pandemi en çok sinemayı vurmuştu. Bu süreçte hazırlık yaparken psikolog arkadaşlarımla birlikte Bağdat Caddesi'nde, kızımın adını verdiğim ELF Method Psikoloji Merkezi'ni kurduk. Kişisel dönüşüm üzerine içerikler ürettim ve uluslararası kurumlardan koçluk eğitimi alarak bu alanı derinleştirdim. ELF Method alanında uzman psikologlarla kısa sürede büyüdü.

Pasha's Dream — Afiş
Pasha's Dream — 2021

Ama sinema hep aklımdaydı. Aynı süreçte psikoloji disiplinini de katarak senaryolar yazmaya başladım. Bu senaryoların dikkat çekmesi ile, ilk kısa filmim Paşa'nın Rüyası ile sektöre adım atmaya karar verdim. Festivaller için yaptığım bu film, Atatürk'ün unutulmaz eseri Büyük Nutuk'u konu aldı. Atatürk, nutuk konuşmasının son gününe hazırlanırken uyuyakalır ve 100 yıl sonrasına gelir. Gördükleri karşısında çok üzülür; uyandığında nutuk konuşmasının son günü için hazırladığı metni yırtar ve yeni bir konuşma hazırlar: Gençliğe Hitabe…

Yazdım, yönettim, hatta ufaktan oynadım; ‘ilk işin günahı olmaz’ derler ama beklediğimden çok daha fazla ilgi gördü, ödüller aldı, özel seçkilere girdi. İlk işi bitirince anladım: içimdeki bu fırtına, asla dindirilemez.

Paşa'nın Rüyası seti
Set — Paşa'nın Rüyası
Paşa'nın Rüyası Hazırlık
Paşa'nın Rüyası Hazırlık
Anladım ki; içimdeki bu fırtına, asla dindirilemez.
Bölüm
Altın Çağ

Sinema kişinin dünyayı okuyuşudur.

Yükseliş Dönemi

Set

Ardından hayallerim için ilk büyük adımı attım. TRT'ye giderek ben belgesel yapmak istiyorum dedim. Sağ olsun Kanal Koordinatörümüz Süleyman Tezgel o dönem bana inandı ve çok emek verdi. Nadir yakalanacak bir fırsattı bu ve çok şey öğrendim ondan. Ardından TRT'nin en önem verdiği işlerden Savunma Sanayi'nin Yalnız Dehaları projesini hazırlamamı istedi. Dönüm noktam bu iş oldu. Aslında bu iş TRT'nin hayal ettiği büyük bir projeydi. Bana vermek kanal için büyük riskti. Ama sağ olsun Süleyman bey bana güvendi. 9 bölümden oluşan bu belgesel TRT'nin ilk dokudrama belgeseliydi. Aylarca hazırlık yaptık. Ben de senaryosunu yazdım, prodüksiyonu hazırladım ve genel koordinatör olarak yapımcılığını üstlendim. Her metrekaresine emek verdim anlayacağınız. Tabii Aytaç Ağdağ da inanıp Aytaç Medya olarak girmeseydi bu işi yapamazdım. Onun güveni de bu işi başarmamızın en büyük sebeplerinden oldu. Büyük bir ekiple çalıştık bu işte ve zorlu bir sürecin ardından bu işin de altından kalktık. Başta Süleyman bey ve Yönetmenimiz Alper Mestçi olmak üzere tüm emek veren arkadaşlarımla beraber tarihe unutulmaz bir belgesel bırakma şansı bulduk. Şimdi TRT TABİİ'de yayınlanıyor.

Yalnız Dehalar — Afiş
Yalnız Dehalar
Nuri Demirağ
Killigil
Vecihi Hürkuş
Erbakan
Şakir Zümre
Nuri Demirağ Bölümü
Nuri Demirağ Bölümü
Vecihi Hürkuş Bölümü
Vecihi Hürkuş Bölümü
Atatürk her bölümde vardı
Atatürk her bölümde vardı

O dönem Aytaç Ağdağ, Aytaç Medya Genel Müdürlüğü görevini teklif etti. Bundan sonraki tüm projeleri Aytaç Medya bünyesinde yapmamı istedi. Önce Alper Mestçi hocamla Mahlukat ve Haile korku filmleri; sonra Selçuk Aydemir hocamla Güven Bana ve Üçlü Pürüz sinema filmlerini yaptık. Hem korku hem komedi alanında bu iki zirve isimle çalışma şansı buldum.

Aytaç Medya — 3'lü

Ardından sinema projeleri hız kazandı: Haile 2, Efendiler, Nemlizade, Efsane… Birçok filmin genel koordinatörlüğünü üstlendim. Setler büyüdü, sorumluluklar arttı, saatler uzadı. Bir sinema filminin A'dan Z'ye her aşamasını öğrendim. Artık hayallerime ulaşmıştım. Belki de hayatımın en mutlu dönemini bu yıllarda yaşadım. Hiçbir zaman ‘sinema göründüğü gibi değilmiş’ demedim. Bir kez daha öğrendim ki: işini severek yapanlar asla çalışmış sayılmazlar.

Bölüm VI kapanış
Haile
Üçlü Pürüz
Efendiler
Güven Bana
Efsane
Serdar Gökhan, Cengiz Bozkurt, Selçuk Aydemir, Ahmet Kural
Serdar Gökhan, Cengiz Bozkurt, Selçuk Aydemir, Ahmet Kural
Çorum Belediye Başkanımız
Çorum Belediye Başkanımız
Konya 2024
Konya 2024
Serdar Gökhan'a vefa
Serdar Gökhan'a vefa
Sevdiği işi yapanlar asla çalışmış sayılmazlar.
Set — O An
Bölüm
Kendini Gerçekleştir

Bir set günü geçmişteki o çocuğu gördüm.

O An

Kendini Gerçekleştir

Bir gün Güven Bana filmini çekerken sette, yönetmenimiz Selçuk Aydemir ile sohbet ediyorduk. Çok büyük bir setti ve doğal olarak yapılması gereken çok iş vardı. Prodüksiyon, set ekibi, kamera ekibi, reji derken 110 kişi beraber çalışıyorduk sette. Ben de seti kuran kişi olarak tüm ekiplerin plan dahilinde çalışıp çalışmadığını denetliyor ve kriz durumlarında çözüm üretiyordum. Her ne kadar bu iş için görevli şeflerimiz olsa da sette dayanamaz, sürekli bu işlere bakardım. Yine böyle bir andı o an. Tüm işler için sürekli kararlar alıyordum ama tabii bir yandan da set keyfini yaşamaya çalışıyordum.

Derken, setin ilerisinde büyük bir kalabalığın seti izlemeye çalıştığını, bizimkilerin de onlara engel olduğunu fark ettim. Aklıma çocukken izlemeyeyim diye setlerden kovulan halim geldi.

Durdum biraz. Kalabalığa baktım. Kendimi aradım orada. Sonra geçmişte o setlerden kovulan çocuğun, şimdi büyüyüp ülkenin en büyük film setlerinden birini yöneten kişi olduğunu fark ettim. Öncesinde 6 film yapmıştım ama bunu daha yeni fark etmiştim.
Ve işte o an, “OLDU” dedim. Başardım. Tabii sonra herkesin seti izlemesine izin verdim. Bu hayatta en önemli ideal nedir diye sorsanız tartışmasız önce kendini gerçekleştirmek derdim. Ve bunu anlatmaya devam edeceğim.

Monitör arkası
Set hâli
Yapımcı röportajı
Sonra geçmişte o setlerden kovulan çocuğun, şimdi büyüyüp ülkenin en büyük film setlerinden birini yöneten kişi olduğunu fark ettim.
Paris
Paris
Bölüm
Gezgin

20 ülke, 77 şehir gördüm ama kendimi de eşimi de Paris'te buldum.

Paris

Paris'te tanışma
Paris'te tanışma

Tipik bir Yay burcu olarak hayatım boyunca hep gezdim. Dünyanın 20 ülkesinde 77 şehir gördüm. Bilhassa Avrupa'yı karış karış dolaştım. En çok çocukluk hayalim olan Paris'i beğendim ve sürekli bu şehre gelmeye başladım. Her sene 4 ya da 5 kere geliyordum. Sanki bir şey çağırıyordu beni. Sokak sokak geziyor ve bu kültürün bir parçası gibi hissediyordum. Hemingway diyor ki; “Paris, kaybettiğiniz her şeyin geri döndüğü yerdir.” Ben önce kendimi buldum bu şehirde ve çok sonra beni asıl neyin çağırdığını anladım.

Melike ile orada tanıştık. Tam Eyfel'in altında. Hiç aramadığım ancak bulduğuma en çok sevindiğim şey olmuştu bu aşk. 3 Nisan 2025'te yine Paris'te evlendik. Böylece Paris'i en özel yerlerden birine, Evlenme Cüzdanı'na da yazmış olduk. Nikah yeri: Paris :) Bu şehir bana hem huzur hem de aşk getirmişti artık. Gerçekten Paris kaybolan şeylerin geri geldiği yermiş. Seneler geçse de hiç sönümlenmeyecek duyguları yaşattı ve yaşatmaya devam ediyor.

Paris'te evlilik
3 Nisan 2025 · Paris
“Paris, kaybettiğiniz her şeyin geri döndüğü yerdir.”
Hikaye devam ediyor
Bölüm
Hikaye devam ediyor.

Son çocukluk hayalim de gerçekleşti.

Gelişmeye Devam.

Doğuş Hukuk mezuniyet

Ama hikâye bitmedi tabii. Hâlâ içimde kalan bir hedef daha vardı. Son yıllarımda da o bastırmaya başladı bana. Aslında İstanbul Üniversitesi'nde bir girişimim olmuştu o dönemler, ama hayatın koşturmasından devam ettirememiştim. Ama artık şu hukuku da okumam gerekiyordu.

İstanbul'un ilk ve en köklü vakıf üniversitelerinden Doğuş Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne girdim. Çok kıymetli duayen hocalardan hukuk öğrendim. Hukuk merakım boşa değilmiş, içimden tam bir hukukçu çıktı. Burayı da iyi bir dereceyle bitirdim. Şimdi bu alanda da yapmak istediğim bir şeyler var.

Hayatım boyunca hep farklı alanlarda ilerledim ama aslında hep aynı şeyi yaptım;
İnsanı Anlamak, Anlatmak ve Değer Üretmek.
Bölüm
KENTLİ OLMAK

Biraz da sizler için…

KENT DERGİSİ ÇIKTI!

Editör — Ediz Kentkuran

Hukuk eğitimi, okuma ve araştırma reflekslerini başka bir mertebeye taşıyor; kitabın, metnin, dipnotun peşine düşmek alışkanlık haline geliyor. Boş zamanlarımın ana teması da, biraz da bunun bir uzantısı olarak yazmak oldu. Bir süredir zihnimde bir fikir vardı: dünya artık eskisinden çok daha hızlı değişiyor. Bilim, sanat, sinema, teknoloji; hepsi giderek kısalan periyotlarda kabuk değiştiriyor. Hayatın koşturması içinde çoğumuz bu değişimi yakalayamıyor; yalnızca sezgisel bir kıpırdanma olarak hissediyoruz.

Bu sezgiyi gündelik bir okuma alışkanlığına çevirebilecek, entelektüel anlamda dinç tutan ama saatler harcatmayan bir yer kurmak istedim. Bilhassa yapay zeka son birkaç yılda öyle imkânlar açtı ki, bu araçları içerik tasarımında kullanmamak biraz insafsızlık olurdu. KENT Dergisi de bu zeminden doğdu.

Dergide her hafta dünyadan, sinemadan, teknolojiden seçilmiş haberler; kitap ve film önerileri; haftanın temasına göre derlenmiş hap bilgiler bulacaksınız. Benim için en kıymetli kısmı “Bugün Olsa Ne Derdi” olacak; haftanın temasına göre büyük şahsiyetlerin eserlerinden yola çıkıp, bu insanlar bugün yaşasaydı meselelere nasıl bakar, neyi vurgular, nasıl konuşurdu sorusunu işlediğimiz bölüm. Tarihteki büyük isimlerle sohbet etmek gibi bir şey.

Şimdilik dergiyi kendi sayfamda yayınlıyorum. Ama uzun vadeli bir hayalim var: KENTLİLER. İçerik başlıklarını, haftanın temasını birlikte belirlediğimiz bir okuyucu çevresi; içerik üreticisi ile tüketicisi arasındaki o keskin sınırın yumuşadığı, daha çok bir muhabbet halkasına benzeyen bir yapı.

Nihaî hedefimi de söylediğime göre, haydi şimdi ilk sayıya buyurun. Keyifle okumanızı dilerim.

İşte böyle geçti şu ana kadar olan zaman. Dilerim böyle de devam eder.
Çünkü hikâye tüm hızıyla devam ediyor hâlâ…

Son kelâm özet bâbında;

Biz ne oyuz, ne buyuz.

Biz tükenmeyen bir soyuz.

Kimse bilmez biz neyiz;

Kim nasıl görürse, biz oyuz.

Ediz Kentkuran