Bloga dön
Hayat ve yolculuk hissi

Hayatı Anlamak

Hayatı anlamak, başımıza gelenleri tek tek çözmek değil; onların bizde ne bıraktığını görebilmektir.

Hayatı anlamak diye bir mesele varsa, bu bana göre büyük cevaplar bulmakla ilgili değildir. Tam tersine, hayat çoğu zaman büyük laflardan değil küçük fark edişlerden anlaşılır. Bazen bir sokakta yürürken, bazen bir tren camından dışarı bakarken, bazen bir set arasında herkes koştururken, bazen de gece evde tek başına otururken insan bir şeylerin yerini oturttuğunu hisseder. Hayatın anlamı çoğu zaman gürültünün içinde değil, kısa bir duraklamada kendini gösterir.

Gençken insan hayatı doğrusal sanıyor. Çalışırsın, emek verirsin, karşılığını alırsın. Seversin, sevilirsin. İyi olursun, iyilik görürsün. Sonra yıllar geçtikçe anlıyorsun ki hayat böyle işlemiyor. Bazen çok emek veriyorsun ama karşılığını geç alıyorsun. Bazen çok seviyorsun ama aynı ölçüde karşılık bulmuyorsun. Bazen haklısın ama kazanan olmuyorsun. İşte tam burada insanın iç dünyası devreye giriyor. Çünkü hayatı anlamak biraz da adaletsizlikle bozulmadan yaşayabilmek demek.

Benim gördüğüm şu: Hayat kimseye sadece bir kimlik vermiyor. Aynı insan hem hayalperest olabilir hem disiplinli. Hem sertleşmiş olabilir hem şefkatli kalabilir. Hem şehirli olabilir hem toprağa dönebilir. Hem hukuk okuyabilir hem sinemanın peşinden gidebilir. Bazen biz hayatı anlamayı tek bir role sabitlenmek zannediyoruz. Oysa hayatın asıl öğretisi değişebilmekte. Kırılmadan esneyebilmekte. Kendine ihanet etmeden dönüşebilmekte. İnsan olgunlaştıkça bunu fark ediyor.

Hayatı anlamanın bir diğer tarafı da geçiciliği kabullenmek. Bazı şehirler geçiyor, bazı insanlar geçiyor, bazı dönemler bitiyor. Ama biten her şey kaybolmuyor; bir kısmı karaktere dönüşüyor. Bugün verdiğiniz bir karar, yıllar sonra bir cümleye dönüşüyor. Bir yenilgi, bir sabır biçimine. Bir özlem, bir zevke. Belki de hayatı anlamak, yaşadıklarımızın hepsini hemen açıklayabilmek değil; onların bizi nasıl yoğurduğunu zaman içinde okuyabilmek. Benim payıma düşen ders şudur: Hayat çözülmesi gereken bir bilmece değil, dikkatle okunması gereken bir metindir.