İnsan zihni sınırsız değildir. Gün içinde verilen her karar, küçük de olsa zihinsel enerji tüketir. Ne giyeceğimiz, ne yiyeceğimiz, hangi işe önce başlayacağımız, hangi mesaja nasıl cevap vereceğimiz sürekli zihni meşgul eder. Bu kararların çoğu küçük görünür ama toplamda büyük bir iç gürültü oluşturur.
Roy Baumeister'in ego depletion olarak bilinen yaklaşımı, özdenetimin ve irade kullanımının sınırlı bir kaynak gibi işleyebileceğini ileri sürer. Bu alanın literatüründe zaman içinde tartışmalar ve yeni yorumlar oluşmuştur; bu yüzden bunu mutlak bir fizik yasası gibi değil, insan davranışını anlamaya yarayan güçlü bir çerçeve gibi görmek gerekir. Yine de pratik hayatta açık bir gerçek vardır: Zihin yoruldukça karar kalitesi düşer. İnsan akşam saatlerinde sabahki kadar berrak düşünemez.
Seçenek bolluğu da her zaman özgürlük üretmez. Iyengar ve Lepper'ın seçim üzerine klasik çalışması, fazla seçeneğin bazı durumlarda karar vermeyi zorlaştırabildiğini ve motivasyonu azaltabildiğini göstermiştir. Bu yüzden modern insanın sorunu çoğu zaman seçenek azlığı değil, seçenek fazlalığıdır. Çok seçenek, zihin için özgürlük kadar yük de demektir.
Çözüm daha güçlü bir irade aramak değil, daha sade bir sistem kurmaktır. Tekrarlayan kararları otomatikleştirmek gerekir. Kıyafet, yemek, çalışma saati, okuma zamanı gibi alanlarda rutin kurmak zihni serbest bırakır. Önemli kararlar ise zihnin en diri olduğu saatlerde alınmalıdır; çünkü berrak bir zihin, iyi bir hayatın sessiz mimarıdır.
