Rol Yapmak mı, Kendini Açmak mı?
Oyunculuk dışarıdan bakıldığında bir başkasını canlandırmak gibi görünür. Oysa iyi oyunculuk, başkasının maskesini takmak değil, kendi içindeki insanı açığa çıkarmaktır. Oyuncu karaktere giderken aslında kendi duygusal hafızasının derinliklerine iner. Bu yüzden sahici oyunculuk, yalnız teknikle değil, cesaretle mümkündür.
Bir oyuncu sahnede yalnızca replik söylemez. Susmayı, beklemeyi, bakmayı ve kırılmayı da oynar. Hatta çoğu zaman seyirciyi etkileyen şey söylenen söz değil, sözün arkasındaki sessizliktir. İyi oyuncu, duyguyu göstermez; duygunun kendisine dönüşür.
Oyunculuğun en büyük yanılgısı “rol yapmak” ifadesinde saklıdır. Çünkü iyi oyuncu rol yapıyormuş gibi görünmez. Seyirci onun oynadığını unutursa, oyunculuk başlar. Bu sebeple oyunculuk, bir taklit sanatı değil, insan doğasına yaklaşma disiplinidir.
Oyuncu olmak isteyen biri önce insan gözlemlemelidir. Sokakta yürüyen insanı, bekleyen insanı, yalan söyleyen insanı, sevinen insanı izlemelidir. Her gün kısa notlar tutmalı, bedenini ve sesini eğitmeli, ama en önemlisi duygularından utanmamayı öğrenmelidir. Çünkü oyuncunun en güçlü aracı, saklamayı bıraktığı kendi insanlığıdır.