Bir Hikâye Anlatmak Değil, Bir Dünya Kurmak.
Yönetmenlik yalnızca kamera nereye konur sorusuna cevap vermek değildir. Yönetmenlik, izleyicinin neyi göreceğini, neyi hissedeceğini ve neyi eksik bırakacağını bilmektir. Bir film görüntülerden oluşur ama sinema yalnız görüntü değildir. Sinema, görüntünün içinde saklanan anlamdır.
Set dediğimiz yer, dışarıdan büyülü görünür ama içeride kontrollü bir kaostur. Oyuncu, ışık, kamera, sanat, kostüm, mekân, zaman ve bütçe aynı anda akar. Yönetmenin görevi bu akışın içinde kaybolmamak ve herkesin baktığı yerde aynı filmi görmesini sağlamaktır. Bu yüzden yönetmenlik teknik olduğu kadar psikolojik bir liderliktir.
İyi yönetmen yalnızca emir veren kişi değildir. Doğru soruyu soran, doğru anda susan ve doğru yerde müdahale eden kişidir. Oyuncunun iç dünyasını, görüntü yönetmeninin estetiğini, yapımın sınırlarını ve hikâyenin ruhunu aynı anda taşır. Yönetmen, filmin vicdanı gibidir; her karar o vicdana hesap verir.
Yönetmen olmak isteyen biri önce görmeyi öğrenmelidir. Bir sahneyi yalnızca güzel çekmek yetmez; o sahnenin neden var olduğunu bilmek gerekir. Her planın bir niyeti, her sessizliğin bir gerekçesi, her hareketin bir anlamı olmalıdır. Çünkü izleyici her şeyi bilinçli olarak çözmese de, samimiyetsizliği sezgisel olarak fark eder.