Sorun Zaman Değil, Öncelik Körlüğü.
Modern insanın en çok kurduğu cümlelerden biri “zamanım yok”tur. Fakat bu cümle çoğu zaman zamanın azlığını değil, dikkatin dağınıklığını gösterir. Çünkü gün herkes için yirmi dört saattir. Farkı oluşturan şey, insanın o saatleri neye verdiğidir.
Stanford araştırmacılarının medya çoklu görevleri üzerine yaptığı çalışma, yoğun medya çoklu görev alışkanlığı olan kişilerin ilgisiz uyaranlardan daha fazla etkilendiğini ve dikkatlerini filtrelemekte zorlanabildiğini göstermiştir. Bu bize çok önemli bir şey söyler: İnsan aynı anda çok şeye yetişmeye çalıştığında aslında hiçbir şeye tam olarak varamaz. Zihin bölündükçe zaman değil, derinlik kaybolur.
Bu yüzden mesele zaman yönetimi değil, dikkat yönetimidir. Zaman zaten akar; onu durduramayız. Ama dikkatimizi nereye koyacağımıza karar verebiliriz. Günün en güçlü saatlerini en önemli işler için korumak, hayatın mimarisini değiştiren basit ama güçlü bir karardır.
Pratik çözüm, günü üç bölüme ayırmaktır: derin iş, zorunlu işler ve boşluk. Derin iş saatlerinde telefon kapalı olmalı, bildirimler susturulmalı ve tek bir işe odaklanılmalıdır. Zorunlu işler belirli saatlere sıkıştırılmalı, bütün güne yayılmamalıdır. Boşluk ise lüks değil, zihnin kendini toparlaması için zorunluluktur.