
Hür ve Dik Bir Hayat
Ne olursa olsun dimdik durabileceğin bir hayatın var mı?
Hiçbir kınayıcının kınamasından korkmadan, hür ve dik bir hayat yaşamayı düşünüyorum yine bugün.
Yanlış ile doğruyu ayırt edebilme kuvvet ve kudretinin ötesinde, doğru yaptığına inandığın sürece dik durabileceğin bir hayatın var mı? Yani aslında sadece cesur olma meselesi de değil. Aynı zamanda doğru hayatı tercih etmek de lazım.
O sebeple öyle sordum. Ne olursa olsun dimdik durabileceğin bir hayata sahip misin? Yoksa seni paçalarından alaşağı edebilecek insanlar mı var hayatında?
Birilerinin iki dudağının arasında yaşadığın bir hayatın varsa çok da kızamam sana. Ömrüm boyunca bilinçsiz iki dudak arasından çıkan hasetli söz ve aşağılık kararlardan çok zarar gördüm. Ancak hiçbir zaman onların hayatımın merkezine girmesine izin vermedim.
Şimdi geldiğim noktada diyorum ki: Yanlış yaptığım her şeyi ben yanlış yaptım. Hepsi benim yanlışımdı. Ve anlıyorum ki en büyük doğrum bu olmuş.
Akıbetimi rüzgâra bırakmadığım gibi, kimsenin şahsi iradesi sebebiyle hayatıma bir pişmanlık koymamışım.
Herkesin iradesi kendine kardeş. Siz siz olun, her şeyi kendi iradenizle yapın. Her şeyi doğru yapmaktan daha mutlu eden bir şey varsa, o da doğrunun da yanlışın da senin iradenden çıktığı bir hayatı yaşamaktır.
Herkes kendi kaderini yaşar muhakkak, herkes kendi tercihleri ile yaşar ama bak ne diyorum? Tercih demiyorum, irade diyorum. Tercih ettiğin şeyler, sonuç yanlış çıkarsa o yanlışın senin yanlışın olmasını sağlamaz.
Bu tercih senin iradenden mi çıktı? Yoksa mecburiyetlerinden mi? Mesele bu.
İrade lazım efendiler. Doğruya da yanlışa da sahip çıkabileceğin bir hayat için yüksek bir irade lazım.
O sebeple cuma tavsiyem odur ki aldığınız her kararda oturup, “Kendi iraden ne kadar?” diye bir düşünün. “Ben bu kararda bana sunulanları mı düşünüyorum ve bu özgürlük mü?”
Kanuni Sultan Süleyman’ın dediği gibi: “İradem odur ki yeniçeri kullarıma 200.000 altın dağıtılsın.”
Kalın sağlıcakla…
Ediz KentkuranKalemden KelamaNisan 2016