DüşünüYorum
Zamanın hakikatine dair
Geçmişe Bakmak yazısı için lacivert tonlu kapak

Geçmişe Bakmak

Bazen durup akıp giden zamanı izlerim; geçen her yüz bir anıyı hatırlatır.

Bazen öylece durup, sadece akıp giden zamanı izlerim; caddede yürüyen insanların suretinden… Hepsi birer birer gelip geçer önümden. Tıpkı hatıralarımın eksildiği gibi ömrümden.

Her geçen insan, geçmişten bir anımı hatırlatır. O an, o anıya dönerim. Güzellikleri, kötülükleri, mutlulukları, hüzünleri yâd ederim. Sizlere de tavsiye ederim: İnsan dinç tutmalı ömrünü. Dinç tutmalı ki boşa yaşanmış olmasın; acı da, sevinç de, keder de, neşe de…

Bir insan hatıralarıyla yaşar zaten. Kim unutabilmiş ki geçmişi, hafızasını kaybetmeden? Ancak acıları hatırlamak ile acılarla yaşamak bambaşka. Ben diyorum ki: Yaraların izine bakın ve o acıyı değil, o acıyı nasıl yendiğinizi hatırlayın. Bu sebeple geçmişi sık sık yâd ederim. Sevinci, mutluluğu hatırlamak enerji verirken, yaşanan acıların nasıl geçip gittiğini görmek de güç verir.

O hâlde bugünkü tavsiyemiz: Biraz geçmişe bakmak. Bakın geçmişteki acılara… Nasıl da gelip geçmiş! Oysa ne üzülmüştük içindeyken, öyle değil mi? Dünya durdu, her şey bitti sandık. Acıdan öleceğiz sandık. Öldük mü? Hayır. Peki, bir gün ölecek miyiz? Evet. Ee, o zaman madem bir gün öleceksek, bu kadar dert tasa niye be dostum? Yaşamana bak. Akıp gidiyor zaman işte. Al şimdi bir çay, otur rahat bir yere, uzat ayaklarını. Varsa manzaranı izle, insanları seyret ve alay et hayatla. Bak o zaman nasıl düzeliyor her şey.

Senden daha değerli hiçbir şey yok bu dünyada, sakın unutma.

Hadi, sağlıcakla.

Ediz KentkuranEdiz KentkuranKalemden KelamaEkim 2013