
Gerçekten Ne İstiyorsun?
Küçük bir deney yapalım. Hayalindeki hayatı anlat; ama bir şartla: Cevabında ailenin beklentisi, çevrenin alkışı, toplumun makul gördüğü yol ve sosyal medyada gördüğün parlak hayatlar olmayacak. Zorlandın, değil mi? Çünkü "gerçekten ne istiyorsun" sorusunun zorluğu cevabın yokluğunda değil, eldeki cevabın kime ait olduğunda. Çoğu zaman verdiğimiz cevaplar bize ait olmayabiliyor; bütün o dış sesler iç sesin üstünü örtüyor.
Bir hedefin sana ait olup olmadığını anlamanın yollarından biri şudur: O hedefe ulaşınca ne hissedeceğini değil, o hedef için her gün neye katlanman gerektiğini düşün. Sadece sonucunu sevdiğin ama sürecine dayanamadığın hedefler çoğu zaman sana ait değildir.
Mesela herkesin başarılı dediği bir kariyer yolu seni içeride kurutuyorsa, orada durup bakmak gerekir. Ya da tam tersine, dışarıdan çok gösterişli görünmeyen bir alan seni canlı tutuyorsa, belki de senin yolun oradadır. İnsan kendi hayatını sadece dış onaya göre kurarsa, bir süre sonra çok şey kazanıp kendini kaybedebilir.
Bu sorunun cevabı hemen bulunmaz. Bazen insan ne istediğini, ne istemediğini anlayarak bulur. Hangi ortamda küçülüyorsun? Hangi işten sonra zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsun? Hangi insanlarla konuşunca zihnin açılıyor? Hangi hayal seni hem korkutuyor hem heyecanlandırıyor?
Anlam arayışı büyük felsefi cümlelerle başlamak zorunda değil. Bazen çok pratik bir yerden başlar: Ben nasıl bir gün yaşamak istiyorum? Kimlerle olmak istiyorum? Hangi meseleye emek verdiğimde kendime saygım artıyor?
Gerçekten ne istiyorsun sorusu bir defalık cevap değil, hayat boyunca yeniden sorulacak bir pusuladır. İnsan değiştikçe cevabı da derinleşir. Önemli olan, başkasının sesiyle değil kendi içinden gelen daha sahici sesle karar verebilmektir.
Ediz KentkuranKalemden KelamaNisan 2026