HUKUK MAKALELERİ
Şikâyet ve İhbarBir Suç Nasıl Bildirilir, Süre Ne Zaman İşler?
Şikâyet ve İhbar: Bir Suç Nasıl Bildirilir, Süre Ne Zaman İşler?
Suçu bildirmenin yolları, şikâyete bağlı suçlar ve altı aylık süre
İhbar ile şikâyet arasındaki fark nedir, suç nereye ve nasıl bildirilir, şikâyete bağlı suçlarda altı aylık süre ne zaman başlar? TCK m.73 ve CMK m.158 ışığında vatandaş için rehber.
Karşınızda bir suç işlendiğinde ne yapacağınızı biliyor musunuz? Çoğu insan bilmez ve bu bilgisizliğin bir bedeli vardır. Bazı suçlarda hakkınız, siz farkında bile olmadan süreye bağlanmıştır. Süreyi kaçıran vatandaş, en haklı olduğu meselede bile kapının dışında kalabilir. Bu yazı, bir suçun nasıl bildirileceğini, ihbar ile şikâyetin farkını ve o meşhur altı aylık sürenin nasıl işlediğini anlatıyor.
İhbar ile şikâyet aynı şey değildir
Günlük dilde ikisi birbirine karışır; hukukta karışmaz. İhbar, herhangi bir kişinin, işlendiğini öğrendiği bir suçu yetkili makamlara bildirmesidir. İhbar eden kişinin suçun mağduru olması gerekmez; komşunuzun evine hırsız girdiğini gören siz de ihbar edebilirsiniz. Şikâyet ise suçtan zarar gören kişinin, faili hakkında soruşturma yapılmasını istediğini bildirmesidir.
Bu ayrımın pratik sonucu şudur. Suçların büyük çoğunluğu resen, yani kendiliğinden soruşturulur. Savcılık, suçu hangi yoldan öğrenirse öğrensin harekete geçer; sizin şikâyetçi olup olmamanız soruşturmanın açılmasını engellemez. Ama kanunun soruşturulmasını ve kovuşturulmasını açıkça şikâyete bağladığı suçlarda ip sizin elinizdedir. Şikâyet yokluğu veya vazgeçmenin sonuçları TCK m.73 ve özel kanun hükümlerine göre belirlenir; vazgeçmenin sanık tarafından kabulü gibi koşullar ayrıca gözetilir.
Suç nereye bildirilir?
Kanun bu kapıyı geniş tutmuştur. İhbar ve şikâyet, Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk makamlarına, yani polise ve jandarmaya yapılabilir. Valilik, kaymakamlık veya mahkemeye yapılan ihbar ve şikâyet de ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir. Yurt dışında işlenip Türkiye'de takibi gereken suçlar için elçilik ve konsolosluklara da başvurabilirsiniz. Bir kamu görevinin yürütülmesiyle bağlantılı bir suç söz konusuysa, ilgili kurum ve kuruluşa yapılan bildirim de başsavcılığa iletilir (CMK m.158).
Biçim serbesttir. Bildirim yazılı yapılabileceği gibi, tutanağa geçirilmek üzere sözlü de yapılabilir. Yani dilekçe yazmayı bilmiyorum diye kimse hakkından olmaz; karakolda ya da adliyede sözünüz tutanağa geçirilir.
Dilekçe verecekseniz şunlara dikkat edin. Olayı tarih, yer ve olabildiğince somut ayrıntıyla anlatın, elinizdeki delilleri (mesaj, görüntü, tanık isimleri, belge) ekleyin ve şikâyetçi olduğunuzu açıkça yazın. Süslü hukuk dili gerekmez; derdini açık anlatan dilekçe, iyi dilekçedir.
Altı aylık süre: TCK m.73
Gelelim işin en kritik yerine. Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikâyette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.
Peki bu altı ay ne zaman başlar? Fiilin işlendiği günden değil; şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden itibaren işler. Yani size yıllar önce yapılmış bir haksızlığın failini yeni öğrendiyseniz, süreniz öğrendiğiniz gün başlamıştır. Ancak bunun tavanları vardır. Süre hiçbir hâlde dava zamanaşımını geçemez; hakaret suçunda ise 2024 değişikliğiyle getirilen özel kural gereği şikâyet süresi, fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı hiçbir şekilde geçemez. Şikâyet hakkı olan birkaç kişiden biri altı aylık süreyi geçirirse, bundan dolayı diğerlerinin hakkı düşmez (m.73/3).
Hangi suçlar şikâyete bağlıdır? Kanun bunu her suçun kendi maddesinde tek tek söyler. Uygulamada en çok karşılaşılanlardan örnek vermek gerekirse: m.86/3 gibi resen soruşturulan nitelikli hâller bulunmayan basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir kasten yaralama (TCK m.86/2), hakaretin kamu görevlisine görevinden dolayı işlenmesi dışındaki hâlleri (TCK m.131) ve taksirle yaralamanın temel hâli (TCK m.89) şikâyete bağlıdır. Emin olmanın tek yolu, somut durumda maddeye bakmaktır; bu yüzden süreyi riske atmadan bir avukata danışmakta yarar var.
Şikâyetten vazgeçme
Şikâyet geri alınabilir mi? Alınabilir; ama sonuçlarını bilerek. Kovuşturma yapılabilmesi şikâyete bağlı suçlarda, kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar görenin vazgeçmesi davayı düşürür; hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme ise cezanın infazına engel olmaz (TCK m.73/4). Yerleşik kabul, vazgeçmeden geri dönülemeyeceği yönündedir; yani vazgeçtikten sonra fikir değiştirip aynı fiil için yeniden şikâyet yolunu açmak beklenmemelidir. İki incelik daha: suçu birlikte işleyen sanıklardan biri hakkındaki vazgeçme diğerlerini de kapsar; buna karşılık kanunda aksi yazılı olmadıkça vazgeçme, onu kabul etmeyen sanığı etkilemez (m.73/5 ve m.73/6).
Şunu da ekleyeyim. Şikâyete bağlı suçların önemli bir kısmı aynı zamanda uzlaştırma kapsamındadır; şikâyetten sonra süreç, tarafları bir araya getiren uzlaştırma aşamasından geçebilir. Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, ısrarlı takip ve hakaret gibi bazı suçlar ise bu kapsamın dışında tutulmuştur. Bunun nasıl işlediğini bu kategorideki uzlaştırma yazısında ayrıca anlattık.
Şikâyetten sonra ne olur?
Dilekçeyi verdiniz, tutanak tutuldu; sonrası nedir? Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez işin gerçeğini araştırmaya başlamakla yükümlüdür (CMK m.160). Soruşturmanın sonunda iki ana yol vardır. Toplanan deliller suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa iddianame düzenlenir ve dava açılır (CMK m.170); oluşturmuyorsa kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir (CMK m.172).
Burada vatandaşın en çok bilmediği hakkı söyleyeyim. Savcılığın dava açmama kararı son söz değildir. Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde, sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir (CMK m.173). Yani dosyanız kapandıysa ve siz bunun yanlış olduğunu düşünüyorsanız, elinizde hâlâ bir yol vardır; ama o yol da süreye bağlıdır. Mağdur ve şikâyetçi olarak süreç boyunca hangi haklara sahip olduğunuzu bu kategorideki suç mağdurunun hakları yazısında topluca anlattık.
Bildirmek bazen ödevdir
Şu ana kadar hep haktan söz ettim; madalyonun bir de ödev yüzü var. TCK m.278’deki koşullarda işlenmekte olan suçu bildirmemek suçtur; tanıklıktan çekinebilecek kişiler yönünden m.278/4 istisnası saklıdır; işlenmiş olmakla birlikte sonuçlarının sınırlandırılması hâlen mümkün olan bir suçu bildirmemek de öyle (TCK m.278). Kamu görevlileri (TCK m.279) ile sağlık mesleği mensupları (TCK m.280) için, görevleriyle bağlantılı öğrendikleri suçlar bakımından daha sıkı bildirim yükümlülükleri vardır. Sokaktaki vatandaş açısından pratik özet şudur: olup bitmiş bir olayı bildirmemek ile gözünüzün önünde işlenmekte olan bir suça sessiz kalmak, hukuken aynı yerde durmaz. Tereddüt hâlinde bildirmek, hem hukuken hem vicdanen daha güvenli taraftır.
Asılsız bildirimin de bir hukuku var
Suç bildirmek hak, hatta kimi durumda ödevdir; ama bu hak yalan söyleme özgürlüğü değildir. Yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak, işlemediğini bildiği hâlde bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmek iftira suçudur (TCK m.267). Yanılmakla iftira atmak ayrı şeylerdir; dürüst bir yanılgı sizi suçlu yapmaz, kasıtlı bir karalama yapar. Bildiğinizi olduğu gibi anlatın, emin olmadığınız yerde emin olmadığınızı söyleyin. Tutanakta da hayatta da en sağlam cümle budur.
Uygulamada Dikkat Edilecek Noktalar
Somut olaylarda uygulanacak hukuki yol, tarafların sıfatına, işlem tarihine, eldeki belgelere ve süre koşullarına göre değişebilir. Bu nedenle genel bilgiler, dosyaya özgü belge incelemesiyle birlikte değerlendirilmelidir.
İlgili Maddeler
- TCK m.73Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar (ilgili fıkralar)(1) Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. (2) Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. Ancak, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan hakaret suçu bakımından şikâyet süresi, her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez.
Kaynak: mevzuat.gov.tr · son inceleme: 3 Eylül 2026
- CMK m.158İhbar ve şikâyet (ilgili fıkralar)(1) Suça ilişkin ihbar veya şikâyet, Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir. (2) Valilik veya kaymakamlığa ya da mahkemeye yapılan ihbar veya şikâyet, ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir. (3) Yurt dışında işlenip ülkede takibi gereken suçlar hakkında Türkiye'nin elçilik ve konsolosluklarına da ihbar veya şikâyette bulunulabilir. (4) Bir kamu görevinin yürütülmesiyle bağlantılı olarak işlendiği iddia edilen bir suç nedeniyle, ilgili kurum ve kuruluş idaresine yapılan ihbar veya şikâyet, gecikmeksizin ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir. (5) İhbar veya şikâyet yazılı veya tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak yapılabilir. (…)
Kaynak: mevzuat.gov.tr · son inceleme: 3 Eylül 2026
- CMK m.160, m.170, m.172, m.173Soruşturma, iddianame, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ve itirazMadde 160 – (1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. (2) Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür. Madde 170 – (1) Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirilir. (2) Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler. (…) Madde 172 – (1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. (2) (Değişik: 2/1/2017-KHK-680/10 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/9 md.) Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz. (…) Madde 173 – (1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3) (Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. (5) Cumhuriyet savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu madde hükmü uygulanmaz. (…)
Kaynak: mevzuat.gov.tr · son inceleme: 4 Eylül 2026
- TCK m.267İftiraMadde 267- (1) Yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Fiilin maddî eser ve delillerini uydurarak iftirada bulunulması halinde, ceza yarı oranında artırılır. (3) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş mağdurun aleyhine olarak bu fiil nedeniyle gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. (4) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olan mağdurun bu fiil nedeniyle gözaltına alınması veya tutuklanması halinde; iftira eden, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur. (…) (8) İftira suçundan dolayı dava zamanaşımı, mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar. (9) Basın ve yayın yoluyla işlenen iftira suçundan dolayı verilen mahkûmiyet kararı, aynı veya eşdeğerde basın ve yayın organıyla ilan olunur. İlan masrafı, hükümlüden tahsil edilir.
Kaynak: mevzuat.gov.tr · son inceleme: 4 Eylül 2026
- TCK m.278, m.279, m.280Suçu bildirmemeMadde 278- (İptal: Anayasa Mahkemesinin 30/6/2011 tarihli ve E.:2010/52, K.:2011/113 sayılı Kararı ile.; Değişik: 2/7/2012-6352/91 md.) (1) İşlenmekte olan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kişi, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) İşlenmiş olmakla birlikte, sebebiyet verdiği neticelerin sınırlandırılması halen mümkün bulunan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır. (3) Mağdurun onbeşyaşını bitirmemiş bir çocuk, bedensel veya ruhsal bakımdan engelli olan ya da hamileliği nedeniyle kendisini savunamayacak durumda bulunan kimse olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza, yarı oranında artırılır. (4) Tanıklıktan çekinebilecek olan kişiler bakımından cezaya hükmolunmaz. Ancak, suçu önleme yükümlülüğünün varlığı dolayısıyla ceza sorumluluğuna ilişkin hükümler saklıdır. Madde 279- (1) Kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğini göreviyle bağlantılı olarak öğrenip de yetkili makamlara bildirimde bulunmayı ihmal eden veya bu hususta gecikme gösteren kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Suçun, adlî kolluk görevini yapan kişi tarafından işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. Madde 280- (1) Görevini yaptığı sırada bir suçun işlendiği yönünde bir belirti ile karşılaşmasına rağmen, durumu yetkili makamlara bildirmeyen veya bu hususta gecikme gösteren sağlık mesleği mensubu, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Sağlık mesleği mensubu deyiminden tabip, diş tabibi, eczacı, ebe, hemşire ve sağlık hizmeti veren diğer kişiler anlaşılır.
Kaynak: mevzuat.gov.tr · son inceleme: 4 Eylül 2026
Madde metinleri yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. Güncel ve resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.
Sonuç
Suç bildirmenin yolu geniştir: savcılık, kolluk, hatta sözlü beyan yeterlidir. Asıl dikkat edilecek nokta, şikâyete bağlı suçlardaki altı aylık süredir. Bu süre faili ve fiili öğrendiğiniz gün işlemeye başlar ve kaçırıldığında geri gelmez; hakarette ayrıca fiilden itibaren iki yıllık bir tavan vardır. Hangi suçun şikâyete bağlı olduğu maddesine göre değişir. Durumunuza uyan cevabı almanın en güvenli yolu, vakit kaybetmeden bir avukata danışmaktır.
Bu yazının güncel kaynak sürümü: Kentkuran Hukuk ve Arabuluculuk.
Bu makale bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki görüş yerine geçmez. Sorularınız ve görüşleriniz için bana yazabilirsiniz.
© 2026 Ediz Kentkuran. Bu makalenin özgün anlatımı, seçimi, başlıklandırması ve düzeni, sahibinin hususiyetini taşıdığı ölçüde 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. FSEK m.31 kapsamındaki mevzuat ve yargı kararları ile kanunen serbestçe kullanılabilen diğer resmî içerikler, kendi hukuki statüleri ölçüsünde bu bildirimin dışındadır. Kanunun izin verdiği iktibas ve diğer serbest kullanım hâlleri saklıdır. Bunlar dışında makalenin tamamının veya sahibinin hususiyetini taşıyan bölümlerinin çoğaltılması, işlenmesi, yeniden yayımlanması, veri tabanına eklenmesi veya çevrim içi ortamlarda umuma iletilmesi önceden yazılı izne tabidir. İlim eserlerindeki iktibaslarda FSEK m.35 uyarınca kullanılan eserin ve eser sahibinin adı ile alıntının kaynağı belirtilmelidir; çevrim içi iktibaslarda ayrıca makale adı, yazar adı “Ediz Kentkuran”, kaynak site ve kalıcı bağlantı gösterilmelidir. Ticari kullanım, toplu veri aktarımı ve yapay zekâ/model eğitimi amacıyla kullanım için açık yazılı lisans alınmalıdır. İzin talepleri: info@edizkentkuran.com.
İletişim








