HUKUK MAKALELERİ
İşyerinde Psikolojik Taciz (Mobbing)Ne Sayılır, Nasıl İspatlanır, Nereye Başvurulur?
İşyerinde Psikolojik Taciz (Mobbing): Ne Sayılır, Nasıl İspatlanır, Nereye Başvurulur?
TBK m.417 çerçevesinde psikolojik tacizin hukuku
Her tatsızlık mobbing midir? Psikolojik tacizin hukuki tanımı, ispat kolaylıkları ve işçinin önündeki başvuru yolları üzerine tarafsız bir rehber.
Şimdi diyeceksiniz ki, amirinden azar işiten herkes mobbing kurbanı mı sayılacak? Hayır. Sorunun tam da bu olduğu yerden başlamak gerekiyor; çünkü mobbing, hem gerçekten yaşayanın ispat edemediği hem de yaşamayanın kolayca diline doladığı bir kavram hâline geldi. Hukuk ise ikisinin arasına net bir çizgi çeker. Bu yazı o çizgiyi anlatıyor: neyin psikolojik taciz sayıldığını, mahkemelerin ispatta nasıl bir yol tuttuğunu ve tacize uğrayan işçinin önündeki seçenekleri.
Kanundaki dayanak: işçinin kişiliğinin korunması
Mobbing kelimesi kanunda geçmez ama kavram geçer. Türk Borçlar Kanunu m.417, işverene işçinin kişiliğini koruma ve saygı gösterme, işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlama yükümlülüğü yükler ve özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları için gerekli önlemleri alma borcunu açıkça sayar.
Maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları da önemlidir: işveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almakla yükümlüdür ve bu yükümlülüklere aykırılıktan doğan zararların tazmini, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir. Bunun pratik anlamı şudur: mobbing iddiası, teknik olarak işverenin sözleşmeden doğan koruma borcunu ihlali olarak kurulur; bu yüzden sorumluluk sözleşmeye aykırılık hükümlerine göre işler ve zamanaşımında kural olarak TBK m.146'daki on yıllık süre gündeme gelir.
Ne mobbingdir, ne değildir?
Yargı kararlarında psikolojik taciz kabaca şu unsurlarla tarif edilir: işyerinde gerçekleşmesi, sistematik biçimde ve süreklilik arz eder şekilde tekrarlanması, kasıtlı olması, yıldırma ve dışlama amacı taşıması ve mağdurun kişiliğinde, sağlığında veya mesleki durumunda zarar doğurması.
Tek tük tartışma, bir kez yükseltilen ses, sevilmeyen bir görev değişikliği mobbing değildir. İşverenin yönetim hakkı vardır: iş dağılımını değiştirmek, performans istemek, eleştirmek bu hakkın içindedir. Çizgi, yönetimin araç olmaktan çıkıp kişiyi hedef almaya başladığı yerde aşılır. Sürekli itibarsızlaştırma, kasıtlı işlevsizleştirme, sistematik dışlama, görünür bir sebep olmadan sürekli görev ve yer değişikliğiyle yıldırma; tablo böyle kurulduğunda yönetim hakkı biter, hukuka aykırılık başlar. İki tarafa da aynı ölçüyü söylüyorum: işçi her çatışmayı mobbing sanmamalı, işveren de "yönetim hakkı" başlığının her davranışı aklamadığını bilmelidir.
İspat: olayların bütünü ve somut deliller
Psikolojik taciz çoğu zaman tek bir belgeyle ortaya konamaz. Mahkeme olayların sürekliliğini, birbirleriyle bağlantısını ve sunulan delilleri birlikte değerlendirir. Ciddi emareler önemlidir; ancak her iddianın ispatlanmış sayılacağı veya yalnız kişisel anlatımın davayı kazandıracağı sonucu çıkmaz.
Bu, işçinin elini kolunu sallayarak dava kazanacağı anlamına gelmez; emare yine de gerekir. Pratikte işe yarayan deliller şunlardır: tarih sırasına göre tutulmuş olay günlüğü, e-posta ve mesaj yazışmaları, görev değişikliği yazıları, performans kayıtlarındaki ani ve gerekçesiz düşüşler, sağlık raporları, psikolojik destek kayıtları ve tanık anlatımları. Buradan işçiye tek cümlelik ders: yaşadığınızı günü gününe, tarihli ve somut biçimde kaydedin. Somut kayıtlar iddianın değerlendirilmesini kolaylaştırır; tek başına sonuç garantisi vermez.
Başvuru yolları: içeriden dışarıya doğru
İlk adım çoğu zaman işyerinin içindedir: durumun yazılı olarak işverene veya insan kaynaklarına bildirilmesi. Bu bildirim iki iş görür; hem çözüm şansı verir hem de ileride "işveren biliyordu" tespitinin belgesi olur. Kurumsal yapılarda etik kurul ve disiplin mekanizmaları da bu aşamada devreye girer.
İkinci halka idari yollardır: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının şikâyet mekanizmaları kullanılabilir. TİHEK başvurusu için iddianın 6701 sayılı Kanun’da sayılan ayrımcılık temelleriyle bağlantısı ve başvuru koşulları ayrıca aranır; her mobbing iddiası bu kapsama girmez; kamu görevlileri için ayrıca kendi disiplin ve şikâyet usulleri işler.
Üçüncü halka yargıdır ve birkaç kapısı vardır. İşçi, kişilik hakkını ihlal eden bu tabloya karşı manevi tazminat isteyebilir. Koşullar ağırlaşmışsa sözleşmeyi haklı sebeple feshedip kıdem tazminatını talep edebilir; şeref ve namusa dokunacak söz ve davranışlar ile çalışma koşullarının uygulanmaması, kanundaki haklı sebepler arasındadır. Tazminat talepleri için dava öncesi zorunlu arabuluculuk aşamasını unutmayın. Eylemler hakaret veya tehdit boyutuna varmışsa ceza hukuku da devreye girer; şikâyet süreleri için ceza kategorisindeki yazılara bakın.
İşveren tarafına: önlem, sorumluluğun kendisidir
TBK m.417'nin işverene yüklediği şey, tacizi bizzat yapmamak kadar tacize göz yummamaktır. Çalışanlar arasındaki tacizde bile "benim haberim yoktu" savunması, bildirim yapıldığı andan itibaren çöker. Yazılı bir önleme politikası, işleyen bir şikâyet kanalı ve bildirimlerin ciddiyetle soruşturulması; bu üçü, hem çalışanı hem işvereni koruyan asgari settir. Şikâyeti sümen altı eden işveren, tazminat davasında tacizcinin yanına kendi ihmalini de koydurur.
Uygulamada Dikkat Edilecek Noktalar
Somut olaylarda uygulanacak hukuki yol, tarafların sıfatına, işlem tarihine, eldeki belgelere ve süre koşullarına göre değişebilir. Bu nedenle genel bilgiler, dosyaya özgü belge incelemesiyle birlikte değerlendirilmelidir.
İlgili Maddeler
- TBK m.417İşçinin kişiliğinin korunmasıİşveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür. İşverenin yukarıdaki hükümler dâhil, kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir.
Kaynak: mevzuat.gov.tr · son inceleme: 3 Eylül 2026
- TMK m.24, m.25Kişilik hakkının korunmasıMadde 24- Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır. Madde 25- Davacı, hâkimden saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir. Davacı bunlarla birlikte, düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması isteminde de bulunabilir. Davacının, maddî ve manevî tazminat istemleri ile hukuka aykırı saldırı dolayısıyla elde edilmiş olan kazancın vekâletsiz iş görme hükümlerine göre kendisine verilmesine ilişkin istemde bulunma hakkı saklıdır. Manevî tazminat istemi, karşı tarafça kabul edilmiş olmadıkça devredilemez; miras bırakan tarafından ileri sürülmüş olmadıkça mirasçılara geçmez. Davacı, kişilik haklarının korunması için kendi yerleşim yeri veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde dava açabilir.
Kaynak: mevzuat.gov.tr · son inceleme: 4 Eylül 2026
- 4857 m.24/IIİşçinin haklı fesih sebepleriMadde 24 - Süresi belirli olsun veya olmasın işçi, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir: (…) II. Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri: a) İşveren iş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri hakkında yanlış vasıflar veya şartlar göstermek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler vermek veya sözler söylemek suretiyle işçiyi yanıltırsa. b) İşveren işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler söyler, davranışlarda bulunursa veya işçiye cinsel tacizde bulunursa. c) İşveren işçiye veya ailesi üyelerinden birine karşı sataşmada bulunur veya gözdağı verirse, yahut işçiyi veya ailesi üyelerinden birini kanuna karşı davranışa özendirir, kışkırtır, sürükler, yahut işçiye ve ailesi üyelerinden birine karşı hapsi gerektiren bir suç işlerse yahut işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnad veya ithamlarda bulunursa. d) İşçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından işyerinde cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemler alınmazsa. e) İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse, f) Ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden ödenmesi kararlaştırılıp da işveren tarafından işçiye yapabileceği sayı ve tutardan az iş verildiği hallerde, aradaki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek işçinin eksik aldığı ücret karşılanmazsa, yahut çalışma şartları uygulanmazsa.
Kaynak: mevzuat.gov.tr · son inceleme: 4 Eylül 2026
- 7036 m.3Dava şartı arabuluculukMADDE 3- (1) Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. (Ek cümle:28/3/2023-7445/41 md.) Bu alacak ve tazminatla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları hakkında birinci cümle hükmü uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. (3) İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz. (4) Arabuluculuk Daire Başkanlığı, sicile kayıtlı arabuluculardan bu madde uyarınca arabuluculuk yapmak isteyenleri, varsa uzmanlık alanlarını da belirterek, görev yapmak istedikleri adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonlarına göre listeler ve listeleri ilgili komisyon başkanlıklarına bildirir. Komisyon başkanlıkları, bu listeleri kendi yargı çevrelerindeki arabuluculuk bürolarına, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirecekleri sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne gönderir. (5) Başvuru karşı tarafın, karşı taraf birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne yapılır. (…) (10) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir. (11) Arabulucu, taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması yahut yapılan görüşmeler sonucunda anlaşmaya varılması veya varılamaması hâllerinde arabuluculuk faaliyetini sona erdirir ve son tutanağı düzenleyerek durumu derhâl arabuluculuk bürosuna bildirir. (12) Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. (Değişik ikinci cümle:7/11/2024-7531/28 md.) Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır. (…) (17) Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. (18) Arabuluculuk görüşmelerine taraflar bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları aracılığıyla katılabilirler. İşverenin yazılı belgeyle yetkilendirdiği çalışanı da görüşmelerde işvereni temsil edebilir ve son tutanağı imzalayabilir. (…)
Kaynak: mevzuat.gov.tr · son inceleme: 4 Eylül 2026
Madde metinleri yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. Güncel ve resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.
Sonuç
Psikolojik tacizde olayların sistematik niteliği ve delillerin bütünü önemlidir. İşyerine yazılı bildirim, idari başvuru, tazminat ve haklı fesih somut olaya göre değerlendirilen yollardır; bunlar zorunlu olarak sırayla tüketilecek basamaklar değildir. İşçilik tazminatlarında dava şartı arabuluculuk ve varsa ceza şikâyeti süreleri ayrıca gözetilmelidir.
Bu yazının güncel kaynak sürümü: Kentkuran Hukuk ve Arabuluculuk.
Bu makale bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki görüş yerine geçmez. Sorularınız ve görüşleriniz için bana yazabilirsiniz.
© 2026 Ediz Kentkuran. Bu makalenin özgün anlatımı, seçimi, başlıklandırması ve düzeni, sahibinin hususiyetini taşıdığı ölçüde 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. FSEK m.31 kapsamındaki mevzuat ve yargı kararları ile kanunen serbestçe kullanılabilen diğer resmî içerikler, kendi hukuki statüleri ölçüsünde bu bildirimin dışındadır. Kanunun izin verdiği iktibas ve diğer serbest kullanım hâlleri saklıdır. Bunlar dışında makalenin tamamının veya sahibinin hususiyetini taşıyan bölümlerinin çoğaltılması, işlenmesi, yeniden yayımlanması, veri tabanına eklenmesi veya çevrim içi ortamlarda umuma iletilmesi önceden yazılı izne tabidir. İlim eserlerindeki iktibaslarda FSEK m.35 uyarınca kullanılan eserin ve eser sahibinin adı ile alıntının kaynağı belirtilmelidir; çevrim içi iktibaslarda ayrıca makale adı, yazar adı “Ediz Kentkuran”, kaynak site ve kalıcı bağlantı gösterilmelidir. Ticari kullanım, toplu veri aktarımı ve yapay zekâ/model eğitimi amacıyla kullanım için açık yazılı lisans alınmalıdır. İzin talepleri: info@edizkentkuran.com.
İletişim








